Dikkat Dağınıklığı Eksikliği Hiperaktivite Disleksiye Eğlenceli Çözüm

Öğretme ve Öğrenme

Değişimin makro düzeyi
Uzun süreli saklamayı başlatmak için 3 temel katalizör gereklidir. Bunlar: dikkat, zorluk ve pratik yapma. Bu bölümde bu katalizörlerin makro düzeyde öğrenmeyi nasıl geliştirdiğini açıklayacağız.
Öğretim Metotları
Öğretim metotları, öğretim materyallerinin içeriğini ve organizasyonunu kapsayan etkinlikler kümesidir. Ne öğretileceğini, nasıl öğretileceğini, öğretmen ve öğrencinin özelliklerini (bilgi altyapısı ve beceriler kümesi) ve öğrenme ortamını kapsar. Örnek olarak hazırlık setlerinin kullanımı, bilgisayar temelli öğretim, modelleme, örnek sunma, gösteri, enteraktif sorgulama, enteraktif oyun, sunum, diyalektik verilebilir.
Öğrencinin Özellikleri
Öğrencinin özellikleri, öğrencinin tüm şemasını içerir: tüm mevcut bilgisi, dikkat, biliş ötesi beceriler, engelleri, hafıza yeteneği ve giriş kapasitesi. İlginç bir şekilde geçtiğimiz yüzyılda bizim öğrencilerimizin öğrenme özellikleri büyük ölçüde değişirken öğretim metotları çok az değişmiştir. Bugünün öğrencileri temelde eğlenmek veya kısa iletişim amacıyla alakasız kısa-flaş türü bilgi dağıtan cep telefonlarından, bilgisayarlardan, video oyunlarından vb. kaynaklanan yüksek uyarıcılara ve hızlı girdiler içinde boğulmaktadır. Bugünün öğrencileri, genellikle yeni bilgiyi veya beceri kümesini tam öğrenme için gerekli zamanı ve dikkati kullanmaya alışık değiller ve hazırlıksız durumdadırlar.
Öğrenme Süreci
Öğretmen öğrenciyle etkileşimi sırasında öğrenciye bir zorluk sunduğunda ve öğrenci de zorluğa yeterince dikkatini verdiğinde öğrenme süreci oluşmuş demektir. Öğrenme süreci, öğrencinin gelen bilgiye ideal düzeyde dikkat durumunda olmasını gerektirir. Dikkatsizlik arttıkça gelen bilginin kaybolması da o derece büyük olacaktır. Öğretim metotlarından gelen bilgi, bilgi boşluklarının oluşmasına yol açacak şekilde parçalanır. Tersi de doğrudur: öğrencinin dikkatinin artması daha az parçalanmış bilgi ve uzun süreli saklama ihtimalinin artması anlamına gelir.
İlk defa bilgi beyne girdiğinde bilgi, nöral duyusal hafıza depo ağında yarım saniye veya daha az süre tutulur. Duyusal hafıza hemen zayıflar. Bilim adamları bu ağın bilgiyi çok kısa tutmasına rağmen sınırsız olduğunu savunur. Zayıflamadan dolayı unutulmadan önce gelen duyusal bilgiye yeterli dikkat verilirse veya öğretmen tarafından zorluk sağlanırsa bu bilgilerin bazıları kısa süreli bilgi saklanmasını sağlayan nöron ağına transfer edilir. Beyin fonksiyonları, “nöral ağlar” olarak adlandırılan çok çeşitli benzer ağlar kullanmaktadır. Kısa süreli dikkati yöneten nöral ağ bilgiyi unutmadan önce sadece kısa süre saklayabilir.
Eğer bilgi aktif olarak tekrar edilmezse bu zaman dilimi 18 saniye veya daha azdır. Kısa süreli hafızadaki bilginin yerini daha yeni bilgi/uyarıcı aldığından dolayı unutma meydana gelmektedir. Çünkü kapasitesi çok sınırlıdır. Örneğin ortalama bir insan aynı anda sadece 5 farklı şey düşünebilir. Bilginin saklanması çok az olmasına rağmen bu bilginin belli oranı zihinsel olarak işlenir (matematik hesaplamaları gibi). Kısa süreli hafıza bilgisinin zihinsel olarak işlenmesi “çalışan hafıza” olarak adlandırılmaktadır.
Beyin, gelen uyarıcıları anlama ve işleme teşebbüsünde bulunduğunda iki temel işlev harekete geçer: 1) eğer yeni bir bilgiyse ve bu gelen zorluğa yeterli dikkat verildiyse öğrenme ateşlenir. 2) Eğer bilinen bir bilgiyse bir zorluk olarak değerlendirilmez. Bu durum hâlihazırdaki şema içindeki hafızayı harekete geçirir. Bilişsel psikoloji, bu süreci yapılandırmacılık olarak ifadelendirmektedir; öğrenci kendi bilgi temeline göre anlamlandırır. Bilişsel Yapılandırmacı için öğrenme, öğrenci tarafından şu anki bilgi temeline (şema) dayalı olarak “yapılandırılır”. Bundan dolayı öğrencinin bilgi altyapısını öğrenmek bilgi işleme için kritik öneme sahiptir. Çünkü aktif yapılandırma (öğrenme) veya tekrar yapılandırma, temel referans ağı olarak daha önceki şemalara dayanmaktadır. Eğer öğretmen öğrenciyle tamamen ilgisiz bir materyal (sizin bilmediğiniz yabancı bir dille öğretmenin bir şeyler öğretmeye çalışmasını düşünün) sunarsa hâlihazırdaki bilişsel yapılarla çok az veya hiç bağlantı oluşmaz ve bilgi unutulur.
Tersine, Davranışçılar bilginin pasif olarak alındığını ve öğrencilerin ödül ve ceza yoluyla motive edildiğini savunur[4]. Bilişsel yapılandırmacılar, var olan şemadaki temel referanslarla bağlantılı aktif yapılandırmayla öğrenmenin gerçekleştiğini savunarak davranışçıların düşüncesine karşı çıkar.
Fakat öğrenmenin doğası, bilgi yapılandırmasında aktif olma şeklinde anlaşıldığında öğretmenin beceri tekrarlayıcısı ve bilgi aktarıcısı gibi geleneksel rolü büyük oranda azalacaktır. Öğretmenin rolü, öğrencinin aktif bir şekilde yeni materyali özümseme ve yapılandırmasına yardımcı olacak önemli stratejileri aktif şekilde keşfetmesine rehberlik yapmadır. Bilişsel bakış açısının, kendisini CREB’deki bulunan bilgi ve beyinde uzun süreli saklamayı sağlayan diğer mikro düzeydeki değişimlerle uyumlu hale getirdiği gözükmektedir. Ezbere öğrenmede, talim öğretimde listelerin, olguların, formüllerin vb. ezberlenmesine yer verilmektedir.

Geri Bildirim
Eğer gelen bilgi tekrarlanırsa veya zaman içinde pratik yapılırsa uzun süreli hafızaya depolanacaktır. Tekrar veya pratik sırasında öğretmeninin geri bildirimi uzun süreli saklama için yapılandırmayı ve bütünleştirmeyi artırmak amacıyla kullanılır. Gecikmiş geri bildirim yerine anında verilen geri bildirim öğrenmeye veya uzun süreli saklamaya daha fazla katkı sağlar. Bu durum, gelen duyusal girdi veya öğretmen tarafından sunulan zorluk ile öğrenciyi aktif bilişsel yapılandırmaya devam etmesini cesaretlendirecek geri bildirim arasındaki zaman aralığında oluşan hafızanın çürümesi ve sonraki bilginin kaybolmasıyla meydana gelmektedir.
Geri bildirim halkası, ilk öğrenme sürecinde olduğu gibi uzun süreli saklama için gerekli yapılandırmanın devamı ve sürdürülmesi için temel teşkil eder. Örneğin, öğrenciye bir zorluk veya yeni bir duyusal girdi sunulduğunda bunu “ilk girdi” olarak ifadelendiririz. Öğrenci, anladığı seviyeyi sözel, yazılı veya başka şekillerle geribildirim dönütü olarak sergiler. Öğretmen de öğrenme sürecinin devamı için öğrenciye daha fazla geribildirim verir. Matematik işlemlerinin sırasını (parantez, üsler, çarpma, bölme, toplama ve çıkarma), temel çarpma ve toplamayı içeren öğrenci şemasıyla daha açık bir geri bildirim halkası örneği aşağıdaki gösterilmiştir:
İlk öğretmen girdisi- (5×7)+6 işleminde ilk olarak hangi işlem yapılmalıdır?
Öğrenci geribildirimi- ilk önce 5 ile 7’yi çarpmalıyım çünkü parantezin içindedir. İşlem sırasına göre önce parantezin içindeki işlemler yapılır.

Öğretmen geribildirimi – mükemmel. Doğru. 5x7’nin sonucu kaç?
Öğrenci geribildirimi – 5×7=35 ‘dir
Öğretmen geribildirimi – doğru. Ondan sonra ne gelir?
Öğrenci geribildirimi – 6 ile 35’i toplayacağım sonuçta 41 eder. Cevap 41.
Öğretmen geribildirimi – çok güzel. Şimdi biraz daha zor bir probleme geçelim.

Öğretmen girdisi/geribildirimi ile öğrenci geri bildirimi arasında oluşacak herhangi bir gecikme öğrenme sürecine zarar verdiği çok nettir. Bu örnek basit olmasına rağmen çok önemli bir temeldir. Temel matematik veya kuantum fiziği ne öğrenirse öğrensin, bilişsel yapılandırma veya nöral ağların oluşmasının doğası gereği anında geribildirim oranı öğrencinin bilgi saklamasında önemli etkiye sahiptir.
Pratik sırasında verilen geribildirimin diğer önemli bir yönü de eğer uygun kullanılırsa öğrenciyi uzmanlığa ulaşmada daha hızlı rehberlik eder. Anında geribildirim yoluyla önceden hedefleri belirlenmiş kademeli pratiğe Planlamış Pratik denir. Aşağıdaki bölümde bu kavram detaylı olarak ele alınacaktır.
Bilişsel Çıktılar
Bilişsel çıktılar, öğrencinin tecrübeyi kavraması, dönüştürmesi, tekrar yapılandırması veya özümsenmesi gibi düşünce örüntülerindeki gerçek değişim anlamına gelmektedir. Bilişin, davranışı yöneten bir faktör olarak kabul etmesinden dolayı davranışçılıktan ayrılır [4].
Dikkat, zorluk ve pratik yoluyla öğrenme sürecinde gerçek öğrenme gerçekleşmişse bunun sebebi mevcut şemanın ciddi bir tekrar yapılandırılmasıyla ilgilidir. Öğrenci, deneyimlerini ve bilgilerini daha önceki durumlarda ve yaşadığı deneyimlerden edindiği mevcut bilgi ile yorumlar. Bundan dolayı, bilişsel çıktılar, öğrencinin bilişsel gelişim düzeyinden, kültürel baskıdan, bireysel tecrübelerden vb. etkilenir. Öğrenme sürecinde elde edilen bilginin organizasyonu, dönüştürülmesi, özümsenmesi veya reddedilmesi büyük oranda bu faktörlere bağlıdır. Ayrıca, bilişsel çıktıların doğal olarak öznel olduğu açıktır. Bilişsel çıktılar, davranışsal çıktılarla gösterilene veya test edilene kadar somut değildir.

Davranışsal Çıktılar
“Davranışsal çıktılar” kavramı öğrenme süreci sonucunda meydana gelen bilişsel değişimlerin gösterimine dayalı herhangi bir fiziksel performansı belirtmek için kullanılır. Bundan dolayı, nükleer kontrol odasında, futbol sahasında veya ilköğretim sınıfında değişim, nerde olursa olsun davranışsal çıktılar bilişsel değişimin zihinsel ve fiziksel uygulamasının kanıtı olmasından dolayı öğretmenin nihai hedefidir. Tipik olarak, öğretmenler problem çözme veya akıl yürütme becerilerinin gösterimini bekler. Hem bilişsel hem davranışsal çıktılar, doğrudan öğrenci adına büyük bireysel yatırım gerektiren mevcut bilişsel yapıların ciddi derecede tekrardan yapılandırmasının sonuçlarıdır. Yeni bilginin mevcut temel bilgiye özümsenmesi öğrencinin bazı önceden oluşmuş nöral (öğrenilmiş) örüntülerin tekrar yapılandırılmasını, tekrar organizasyonunu ve terk edilmesini gerektirir. Mevcut şemada uygun değişiklikler yapmak ve dolaysıyla yeni bilginin uyumunu sağlamak yeterince zihinsel enerji harcamayı eğer fiziksel bir durumsa zaman içinde fiziksel zorlanmayı gerektirir.
İdeal başarı veya davranışsal çıktı, uzmanlık demektir. Uzmanlar işlerinde daha az hataya sahipken daha fazla üretkenliğe sahiptirler. Gelecek bölüm uzmanlığın gelişimi ve insan hatasının azaltılmasıyla ilgilidir.



  FACEBOOK YORUMLARI