Dikkat Dağınıklığı Eksikliği Hiperaktivite Disleksiye Eğlenceli Çözüm

Fonksiyonel Ae (aktif Katılım) Planlanmış Pratik & Uzmanlık

Üç kritik faktör, uzun süreli performans temelli çıktıları hızlandıran nöral gelişim için önemlidir. Bunlar dikkat, zorluk ve pratiktir. Fonksiyonel Aktif Katılım (AE), teknoloji temelli fizyolojik geribildirimi kullanmadır: a) fiziksel öğrenme deneyiminde veya öğrencinin gerçek çalışma ortamına çok benzer bilgisayar simülasyonu sırasında öğrencinin dikkatini ideal düzeye ulaştırır b) zorluk yoluyla öğrenmeyi en üst düzeye çıkarmak için dikkatlice yapılandırmış müfredat kullanır ve c) planlanmış pratik sağlar


AE, çevreye veya öğrenme materyaline dikkatiyle ilgili öğrenciye geri bildirim sağlamak için gerekli elektroensefalografik (EEG veya bazen diğer fizyolojik görüntüler) ölçümleri kullanır. EEG veya “‘neurofeedback’, öğrenciye gerçek zamanlı dikkat ve kaygı/stresiyle ilgili kolayca geribildirim sağladığından dolayı bu amaç için son derece faydalıdır. Çünkü performans ve öğrenme için hem yüksek dikkat hem de düşük kaygı/stres hayati öneme sahiptir. Dikkat, öğrenme süreci için hassas bir konudur. Dikkat, beyinde uzun süreli saklamayı sağlayan biyolojik değişimlerin kıvılcımını ateşler. AE, öğrenciyi güçlendirir çünkü eğitim oturumları sırasında gerçek zamanlı dikkati somut ve kontrol edilebilir hale getirir. AE olmadan dikkat soyut ve öznel halde kalır. AE’nin gücü, öğrenme sürecinde öğrencinin ideal dikkat düzeyinde olmasını sağlama yeteneğinden gelmektedir.


AE, dikkati EEG nörofeedback kullanarak ölçmektedir [“AE”]. Şöyle çalışmaktadır:
Öğrendiğimiz zaman, tüm çeşitli uyaranlar – kulak zarına çarpan ses dalgaları, retina çarpan foton dalgaları, deri üzerine baskı, sıcak, soğuk, vb- beyinde farklı oranlarda nöron ateşlemesine dönüştürülür. Tüm insani deneyimlerimiz ortak iletişim aracına dönüştürülür: nöronların farklı oranlarda ateşlenmesi. Bununla birlikte hatırladığımız gibi nöronlar, hücrenin aksonunda elektriksel akışı ateşler ki bu durumda boutonlar sinaptik boşluğa nörotransmitterleri salar. Nörotransmitterlerin salınımı iyonların nörondan diğer nörona transferine yol açar. Bu iyon transferleri dakika gibi ölçülebilir. Mili volt ile ölçülür ve EEG veya elektroensefalografi olarak adlandırılan bir alete kayıt edilir. Dikkatin veya diğer zihinsel süreçlerin düzenlenmesi için beyin dalgaları aktivitesini kontrol etme özel işi neurofeedback (“NF”) olarak adlandırılmaktadır.
Beyin üzerinde çalışan bilim adamları, beyin dalgalarının devamlı dört farklı hız veya frekans ürettiğini bulmuştur. Bu farklı beyin dalgaları eşzamanlı ve birleşik üretilmesine rağmen, kişinin bilinç durumu baskın (güçlü) frekans bandına bağlıdır. Uyku sırasında beyin baskın yavaş delta dalgaları üretir. Hayal kurma veya uykuya dalma sırasında beyin baskın theta dalgasını üretir ki bu dalga da yavaş fakat delta dalgasından biraz daha hızlıdır. Beyin sakin ve zihinsel olarak odaklanmamışsa (kişi gözleri kapalı olarak dinlenirken gibi), biraz daha hızlı alpha dalgası baskındır. Son olarak kişi uyanık ve odaklanmış olarak bir okul ödevine yoğunlaşmak gibi görevlerde zihinsel olarak çalışırken beta dalgaları -4 beyin dalgalarının en hızlısı- baskın dalgadır.
Neurofeedback üzerinde yoğun olarak çalışmalar yapılmaktadır ve 40 yıldan fazla süredir kullanılmaktadır. 1970’lerde NF araştırmaları epilepsi hastalığının tedavisine yoğunlaşmıştı. Hastalara, tüm klinik NF eğitimlerinin temeli olan rahatlama ve belirli beyin dalgasını üretme öğretildiğinde nöbet oluşumunu azalmıştır [6]. Bundan hemen sonra araştırmacılar, NF’nin hiperaktivite[7] daha sonra da Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu veya DEHB [8] ile bağlantılı semptomları azalttığını keşfetmiştir.


Yakın zamanda NASA, gelişmiş dikkat sayesinde performanslarını yükselterek pilotların ve astronotların uçuş sırasında kaza yapmalarını önlemek amacıyla NF araştırması yaptı. NASA, “Tehlikeli Farkındalık Durumları” sırasında pilotlar ve astronotlar için kaza sayısındaki artışı tespit etti [9, 10]. Tehlikeli Farkındalık Durumları (Hazardous States of Awareness, HSA), hem düşük uyarılma periyotlarını (hypoarousal) hem de yüksek stres durumlarında ortaya çıkan aşırı-uyarılma periyotlarını (hyperarousal) içermektedir [17]. NASA, şimdi uçuş simülatör eğitimlerinde araştırma bulgularını kullanmaktadır. Pilot ve astronotlar uçuş simülatöründe çalışırken beyin dalgaları izlenmektedir. Beyin dalgaları pilot veya astronotun dikkatinin düştüğünü gösterdiğinde işitsel veya görsel işaretler astronotu dikkat durumuna geri dönmesi için uyarmaktadır. Bu durum, eğitim temelli geri bildirimin verimliliğinin kanıtı olmuştur.


Beyin, EEG ve kişisel bilgisayar yoluyla ölçülebilecek farklı frekanslar üretmektedir. Bu frekanslar, FM radyo istasyonlarına benzetilebilir. Katranı çevirmek bize farklı bir frekansı dinlemeyi veya izlemeyi sağlar. Bu frekanslar, dikkat, dinleme vb. gibi farklı beyin durumlarını temsil ettiğinden dolayı eğitim adayını ideal dikkat durumuna getirebilir ve bu durum sayıya dökülebilir. Bu sayıya dökülen durum öğrencinin taban çizgisi olarak kabul edilir. Daha sonra bu dikkat taban çizgisi, öğrenme sürecinin yönetilmesi veya öğrenme materyalinin veya ortamın aktive edilmesi/edilmemesi için kullanılır.
NF’yi bu amaçla kullanmak Freer Logic, LLC adına tescillenmiştir ve Aktif Katılım AE olarak isimlendirilmektedir.


Örneğin Şekil 1’de olduğu gibi medikal bir öğrenci bilgisayar ekranında bir iş yapmaktadır. Ona, eğitim materyaline olan dikkatini izlemek için EEG bağlanmış. Maksimum dikkat gösterdiği sürece öğrenme ortamı aktif olarak kalmaktadır. Dikkatinin dağılması durumunda eğitmen, öğrenme ortamına farklı tepkiler programlayabilir. Örneğin, eğitim programı, öğrenciye “eğitim için odaklan” şeklindeki uyarıyı durdurabilir veya düşük dikkat durumunu göstermek için ekran sadece siyaha dönüşebilir.


Eğitim adayları, çalışma ortamını veya 3 boyutlu simülatörü sadece aktif olarak katılımı sağladıklarında aktifleştirebilir ve kontrol edebilir. AE sistemi, öğrencinin dikkat ve uyarılma durumunu dikkat çekmeyecek şekilde görüntüler. Öğrenci, yüksek performans durumunu arzu ettiğinde eğitim ortamı aktifleşecektir ve bundan dolayı biz de Aktif Katılım kavramını ürettik. Öğrenci, üst performansından düştüğünde eğitim ortamı da çalışmaz duruma gelecektir.


Bu durum 3 amaca hizmet eder: 1) öğrencinin ideal öğrenme seviyesini sağlarken ideal dikkat düzeyini sürdürmesini sağlar. 2) Dikkati soyut/öznel durumdan somut duruma gerçek zamanlı sayısal ve görülebilir duruma getirmiştir. 3) Eğitim ortamı herhangi bir senaryoyu gösterebileceğinden eğitimci, düşük uyarılmadan aşırı uyarılma durumuna kadar farklı senaryolar sunabilir. Eğitimci, aynı zamanda öğrencinin yaşayacağı stres düzeyini de kademeli olarak yükseltebilir.


Stresin düzeyi geçmişte öğrenciyi aşırı uyarılma düzeyine iterken şimdi öğrenci baskı altında bile olsa sakın/uyanık durumunu sürdürmeyi öğrendiğinde öğrenciye göre kademeli bir şekilde ayarlanabilmektedir[17]. AE bileşenleri, eğitim adaylarına ekranda fizyolojik durumlarını görmeyi sağlamaktadır ve dolaysıyla aşırı veya düşük uyarılma durumlarında kontrol etmeyi öğrenebilmektedirler. Bundan dolayı, eğitim adayı baskı (geçici birimler), yorgunluk ve hareketsizlikten (otomasyon rehavetle ilgili) kaynaklanan stres altında bile üst düzey performansı devam ettirmek için fizyolojik parametreleri eşzamanlı olarak kontrol etmeyi etkili bir şekilde öğrenmektedir.


Bizim insan performans eğitimi (HPT) için geliştirilen özel AE uygulamamız kavramsal olarak adı geçen teknolojiye ve NASA tarafından geliştirilen işlemlere dayalı yoğun bir güçlendirmedir. NASA, AE’yi dikkati yükseltmek ve düşük/aşırı uyarılma durumlarından kaynaklanan hataları azaltmak için kullanmaktadır. Bizim AE tescilli uygulamamız, bu amaç için neurofeedback’i kullanmaktadır ve aynı zamanda zorluk ve planlamış pratiği de içermektedir.


Zorluk, gerçek çalışma ortamına benzer 3 boyutlu grafik animasyonu şeklinde verilen dikkatlice hazırlanmış müfredatın uygulanmasıyla sağlanmıştır. Bu aynı zamanda öğrenilen materyalin transfer edilmesine ve genellenmesine de yardım etmektedir[11]. Freer Logic, planlanmış pratik uygulamalarını keşfetme yoluyla – öğrencinin aktif bir şekilde yeni materyali özümseme ve uydurmasına yardımcı olacak stratejilere oldukça önem verilmektedir- öğretmek için kullanmaktadır.
Hem teorik analiz [12] hem de deneysel veriler [13] nöron uyumlu eğitim müdahalelerinin oldukça verimli olduğunu göstermiştir [18]. Nöron uyumlu teknoloji, zorlu AE eğitim protokolüne planlanmış pratiğin eklenmesiyle daha da güçlendirilebilir.

Ayrıca AE, sadece 3 boyutlu veya sanal ortamlarda değil gerçek çalışma ortamlarında da kullanıldığını vurgulamak gerekir. Free Logic’in AE’si telemetreyi kullanmasından sonra biyometri bilgisayara fiziksel bir bağlantı olmadan da kayıt edilebilmektedir.


Planlanmış Pratik


Pratiğin ne demek olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir beceriyi öğrenmek veya elde etmek için zorlayıcı prova ve tekrarlı uygulamadır. Birçoğumuz tekrar tekrar pratik yaparız fakat asla beceri veya yeteneğin düzeyinde bir artış olmaz. Bu durumu insan performans uzmanı Anders Ericsson “Cambridge Handbook of Expertise and Expert Performance (2006)” isimli kitabının giriş kısmında çok güzel ifade etmiştir:


“Bir sahadaki tecrübe yılının sayısı kazanılmış performans için zayıf bir tahmin aracıdır.”
Planlanmış pratik, anlamsız tekrarlardan oluşan pratiklerin tam karşıtıdır. Planlamış pratik, iyi yapmadığın – hatta hiç yapmadığın- bir şeyi yapabilmek için dikkate değer, özel ve devamlı çabaları kapsar. Tekrar, planlanmış pratiğin merkezinde yer alsa da odak, anında geribildirime dayanan sürekli ilerleme ve özel hedef için sunulan zorluk üzerindedir. Bu durumda ustalığa yol açar. Tutarlılık çok önemlidir- planlanmış uygulayıcılar ortalama olarak her gün hafta sonları da dâhil aynı miktarda pratik yapmanın önemini ortaya koymuşlardır.
Genellikle biz iyi bildiğimiz şeyleri pratik yaparız çünkü bu durum bize öz-güven pompalar, tatmin edicidir ve zor görevleri pratik etmeden daha kolaydır. Artistik patinaj, güzel bir örnektir. Expert Performance in Sports [14] isimli kitapta yazarlar 24 artistik patinajcının pratik yapma çizelgesini incelemiştir. Yazarlar, elit patencilerin çalışmalarının %68’ini riskli ve zorlu atlamalardan oluştuğunu bulmuştur. Aynı yıl tecrübeye sahip ikinci kademe patenciler ise zamanlarının %48’ini riskli ve zorlu atlamalara ayırmaktadır ve aynı zamanda çok sık dinlenmektedirler. Yazarlar şöyle ifade etmişlerdir “ bütün patenciler zamanlarının çoğunu önceden bildikleri atlamaları pratik yapmaya ayırırken öğrenmeye çalıştıkları atlamalar için daha az zaman ayırmaktadırlar. Birinci kademe patenciler rehavete kapılmanın üstesinden gelmiş kişilerdir. Performansı geliştirme hedefi olmadan pratiğe ilgi ortadan kaybolur.”
Planlanmış pratik, basit ve en yaygın öğretim uygulaması olan talim öğretimine taban tabana karşı çıkar. Talim öğretimi, genellikle “Atma ve Tutma” eğitim metodu olarak belirtilir. Eğitimci veya öğretim programı, öğrenciye materyali “atar” ve eğer yeterince pratik edilirse bazılarının “tutulacağını” bekler.

Planlanmış pratik, sadece dikkatini verdiğin şeyden sonuç alabileceğin artan ilerlemeler yapmak için yoğun odaklanma, çalışma ve gayret gerektirir. AE planlanmış pratik oturumları, eğitim adayının etkinliklere tam ve kasıtlı dikkat ile katılmasını sağlar. Zorluk, belirlenen hedefe göre adayın belli bir çaba alanındaki performansını geliştirmek için özel olarak hazırlanmış etkinliklerle sağlanmaktadır. AE planlanmış pratik oturumlarında adaya dikkat, performans ve zorluk düzeyi ile ilgili anında geribildirim sağlanmaktadır. Analiz ve kendini düzeltme anında geri bildirim ile kolaylaştırılmaktadır. Zorlayıcı hedef belirleme ile geribildirimin kullanılması adayı uzmanlığa adım adım daha da yaklaştırmaktadır.
Geribildirim –performansın ölçümümün ve değerlendirilmesinin alınıp görev performansı sırasında veya hemen sonra geri verilmesi- planlanmış pratikte merkezi rol oynar. Anahtar, uygun rehberliğe sahip olmak ve üstün performans elde etmeye uygun kasıtlı pratiklerdir. “en iyi pratik, hedef belirleme ve gelişimi izlemeye yardım eden yetenekli bir mentörün yakın rehberliği altında gerçekleşir.” [15].

Planlamış uygulayıcılar, yapıcı hatta üzücü geribildirimler arayıp bulur ve bir koçun önerisinin uygun olup olmadığını ve onlarla çalışmanın faydalı olup olmadığını değerlendirme becerisini geliştirir. Bununla birlikte eğitim boyunca sürdürülen planlamış pratik sonucunda “içsel koç” geliştirilir.
Öğrenciler, planlanmış pratiklere doğal olarak eğlenceli olduğu için değil performanslarını geliştirmesine yardımcı olduğu için ilgi duymaktadır. Kişinin performans düzeyi arttıkça performansın geliştirilmesi için gerekli çaba da artacaktır. İlerleyen gelişim, artmış zorluğu ve mevcut performansın geliştirilmesi için seçilen etkinliklere katılımı gerektirir. Planlanmış pratik, zayıf yanları güçlendirme ve bununla birlikte güçlü yanları da yapılandırmaya yönlendirilmiş çabaları kapsar. Öğrenmenin olduğu yerde başarısızlık vardır. Doğru şeyleri elde ederek öğrenemezsin, bir hata yapıp ve bunu nasıl düzelteceğini düşünürken öğrenirsin. Bu metot, otomatik 3 boyutlu veya sanal eğitim sistemleriyle kolaylaştırılabilir ve sahada kullanılabilir.
Planlamış pratiğe katılan kişi bir görevin veya işin daha zor taraflarına odaklanabilir. Örneğin, genel uçuşun çok az bir oranı kalkış ve inişle ilgili olmasına rağmen uçuş simülatöründeki planlanmış pratiklerde zamanın büyük bir kısmı iniş ve kalkışa daha az zaman ise sabit seviyede uçuşa ayrılmaktadır. Alandaki araştırmalar sadece yapamadığın bir şeyle ilgili (çok) çalışarak gerçek uzmanlığı geliştirebileceğinizi göstermiştir. Karmaşık becerileri ve işlemleri öğrenmek için planlanmış bir şekilde gerçeğe çok yakın simülasyon ortamları idealdir. Fleming ve Levie [16] şöyle belirtmektedir:“ Transfer, öğrenme durumu, teste veya uygulama durumuna benzer olduğunda veya öğrenme farklı gerçekçi ortamlarda pratik edildiğinde gerçekleşir”

Uzmanlık
Uzmanlık, eğitim adayının bir problem durumunu çözmek için davranış veya bilişsel örüntülerini değiştirdiği/uyumlu hale getirdiği iyi geliştirilmiş, öğrenilmiş beceri kümesi olarak tanımlanabilir. Deneyimli kişi aynı zamanda aşırı uyarılma (stres veya baskı) altında da uzmanlığını gösterebilir. Bu uzmanlık şekli, stresli şartlarda gerçek yaşam performansından oluşmuş iş performansındaki yıllar vasıtasıyla elde edilmiştir. Her hangi bir iş kolundaki başarısızlığın en önemli noktalarından birisi insan hatasıdır. Aşırı veya düşük uyarılma durumunda insan hatası en fazladır.
AE ve 3 boyutlu planlamış pratik paketlerinin kullanımı ile eğitim adayına yüksek düzeyde katılım ve aşırı ve düşük uyarılma durumunda dahi doğru cevap verebilme öğretilebilir. AE eğitiminin hedefi, eğitim adayına aşırı veya düşük uyarılmaya bakılmaksızın cevabın akışkan olduğu durumlarda alışma ve akış durumunda olmasını öğretmektir.
AE eğitimi, sınıf ve basit simülatör eğitimi dışına taşmıştır. AE eğitiminin bize tescilli olan şekli psiko-fizyolojik katılım gerektirmektedir. Ayrıca etkili durumlarıyla eğitim adayının baskı sırasında bile bilgi, becerileri ve yeteneklerinin materyallerini işlemeyi ideal seviyede yerine getirmeye koşullar.
Bu koşullanma, eğitim adaylarının nükleer tesisinin 3 boyutlu gerçekçi bilgisayar simülasyonunda çalışırken gerçek zamanlı fizyolojik beyin dalgaları parametrelerinin gerçek geribildirimleriyle gerçekleştirilmektedir. Eğitim adayları, sadece aktif olarak katıldıklarında simülatörü aktive ve kontrol eder. Bununla birlikte sadece fizyolojik parametreleri sakin-fakat-uyanık durumunda olduğunda eğitim adayları aktif olarak katılabilirler. AE, eğitim adaylarına ekranda kendi fizyolojik durumlarını görmeyi sağlar ve dolaysıyla aşırı ve düşük uyarılma durumlarında kontrol etmeyi öğrenebilirler [9]. Eğitim adayı, üst düzey performansını sürdürmek için – baskı (geçici birimler) , yorgunluk veya hareketsizlik (rehavetle ilgili otomasyon) durumlarının neden olduğu stres altında bile- fizyolojik parametrelerini kontrol etmeyi öğrenirken eşzamanlı olarak etkili bir şekilde çalışır. [12] [13].
Uzun süreli etki elde edebilmek için eğitim adayları düzenli olarak 40-60 saatlik standart operatör eğitim etkinlikleriyle bütünleştirilebilin eğitime katılmalıdır. Kullanıcılar oyalanma ve düşük konsantrasyon sürelerini tespit etme ve düzeltici önlemler alma becerilerini geliştirdiklerinde sonuçlar kalıcı olacaktır.

Özet
Dikkat, zorluk ve pratik, uzun süreli saklamayı sağlayan katalizör olduğunu biliyoruz ve anlıyoruz. Bunlarının etkisinin öğrenmenin hem mikro hem de makro düzeyinde olduğunu biliyoruz. AE planlamış pratikle birleştirilerek bu süreci oldukça geliştirmektedir. Dikkat artık somut ve kontrol edilebilir bir faktördür. Bununla birlikte AE aşırı uyarılma ve düşük uyarılma ortamlarının simülasyonunu yapan planlanmış pratiklerle birlikte kullanıldığında uzmanlık daha kısa sürede gerçekleşir ve insan hatası oldukça azalabilir.

Referanslar

[1]. Maguire, Eleanor A. ; Gadian, David G; Johnsrude, Ingrid S.; et al; “Navigation-related structural change in the hippocampi of taxi drivers,” Proceedings of the National Academy of Sciences of the United States of America, 2000 97: 4398-4403; published online before print March 14, 2000, 10.1073/pnas.070039597.

[2]. Restak, Richard M., MD; “The Brain, The Last Frontier,” Doubleday & Co., Inc, Garden City, New York, 1979, p. 65.

[3]. Rubinstein. Joshua S; Meyer, David e.; Evans, Jeffery E.; “Executive Control of Cognitive Processes in Task Switching”, Journal of Experimental Psychology:
Human Perception and Performance, 2001, Vol. 27, No. 4, 763-797.

[4]. Skinner, B.F., Science and Human Behavior. New York, Macmillan (1953).

[5]. Mayer, Richard E.; “Educational Psychology, A Cognitive Approach”, Harper Collins Publishers, 1987, pp. 414-419.

[6]. Sterman, MB; Macdonald, L. R.; Stone, R. K., “Biofeedback training of the sensorimotor electroencephalogram rhythm in man: Effects on
Epilepsy”, Epilepsia, v15 (n3),1974 Sep,, pp.395-416.

[7]. Lubar, J.F., & Shouse, M.N., “EEG and behavioral changes in a hyperactive child concurrent with training of the sensorimotor rhythm (SMR). A preliminary report”, Biofeedback and Self-Regulation, 1, 1976, pp. 293-306.

[8]. Lubar, J.F., Swartwood, M., Swartwood, J, & O’Donnell, P.,“Evaluation of the effectiveness of EEG neurofeedback training for ADHD in a clinical setting as measured by changes in T.O.V.A. scores, behavioral ratings, and WISC-R performance”, Journal of Applied Psychophysiology and Biofeedback, 1995, pp.83-99.

[9]. Prinzel, L.J.. “Research on hazardous states of awareness and physiological factors in aerospace operations”, NASA Technical Memorandum TM, 2001, pp.2002-211444.

[10]. Prinzel, L.J., Pope, A.T., & Freeman, F.G., “Physiological self-regulation and adaptive automation”, International Journal of Aviation Psychology, 12(2), 2002, pp.181-198.

[11]. Allen, J. A., Hays, R. T., & Buffordi, L. C. (1986). Maintenance training, simulator fidelity, and individual differences in transfer of training. Human Factors, 28, 497-509.

[12]. Hettinger, L.J., Branco, P., Encarnacao, L.M., Bonato, P., “Neuroadaptive
technologies: Applying neuroergonomics to the design of advanced interfaces”,
Neuroergonomics: Special Issue of Theoretical Issues in Ergonomics Science, 4 (1-2), 2003, pp. 220 – 237.

[13]. Scerbo, M., Freeman, F., Mikulka, P., Parasuraman, R., Nocecera, F., & Prinzel, L.,
”The Efficacy of Physiological Measures for Adaptive Technology”, NASA-TP, 2001, p. 211018.

[14]. Deakin, J.M. & Cobley S. (2003) A search for deliberate practice: An examination of the practice environments in figure skating and volleyball. IN: J.L. Starkes & K.A. Ericsson (eds.), Expert Performance in Sports: Advances in Research on Sport Expertise (Champaign, Illinois: Human Kinetics Publishers, 2003), 115-136

[15]. Bruning, R. H., Schraw, G. J., Norby, M. N., & Ronning, R. R. (2004). Cognitive psychology and instruction (4th ed.). Upper Saddle River, NJ: Pearson p. 177.

[16]. Fleming, M., & Levie, W.H. (1978) Instructional message design. Englewood Cliffs, NJ: Educational Technology Publications, p. 151

[17 ]. Bermudez, J. M., Harris, D. A., Schwank, J. C. H., “Peripheral vision and tracking performance under stress”, Human Factors Society, Annual Meeting, 23rd, Boston, USA, 29, October 1979, pp. 402-406.

[18]. Freeman, F.G., Mikulka, P.J., Scerbo, M.W., Prinzel, L.J., & Clouatre, K. , “Evaluation of a psychophysiologically controlled adaptive automation system using performance on a tracking task”, Applied Psychophysiology and Biofeedback, 25, 2000, pp.103-117.



  FACEBOOK YORUMLARI